3 Şubat 2017 Cuma

Köşe yazınızı nasıl okutursunuz?



Kalemine az da olsa güvenen kişilerin genelde denediği bir çalışmadır köşe yazarlığı. Kimisi istediğini  bulamaz, kimisi isteneni veremez! İyi yada kötü bir şekilde sürüp gider bu durum. Yerel gazetelerden yaygın medyaya, internet sitelerinden bloglara kadar sesinizi duyurabileceğiniz pek çok mecra köşe yazarlığı için uygun ortamları barındırıyor. Bu mecralarda deneyimlerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Peki yazdığınız yazıları, köşenizde gündeme getirdiğiniz konuları kimler takip edecek? Ziyaretçi kitleniz kimlerden ve kaç kişiden oluşacak? Köşenizde dile getirdiğiniz konuların geri dönüşümü nasıl sağlanacak, okuyucu ile kim iletişim kuracak? Tüm soruların yanıtlarını sizin için aşağıda vermeye çalıştık. 

Öncelikle köşe yazarlığı yapan veya bu konuda kendini geliştirmek isteyen kişilerin bilmesi gereken bazı hususlar var. Bir köşe yazısını ayakta tutan en büyük etki şüphesiz ki içeriktir. İçeriği özensiz olan, kopya veya benzer içerik üreten yazarlar genellikle ayakta kalmaya zorlanır. 

Köşe yazarları için içerik üretme yolları;

Bir gazetede, dergide, internet sitesi veya blogda köşe yazarlığı gibi bir işe giriştiyseniz öncelikle samimi bir dil kullanmaya özen göstermelisiniz. Bilinmelidir ki köşe yazarlarının resmi ifadeleri sevilmez. Samimi anlatımlar, eleştiriler ise genellikle beğeni toplar. 

Okuyucunuzun sizin yazdıklarınıza önem verdiğini unutmayın. Eğer samimi bir dil kullanmıyorsanız takiçi bir defa okuyacak, sonrasında ise sıkılıp okumayı bırakacaktır. 

Ele alacağınız konuyu araştırın. Zira sizden önce birilerinin aynı konuyu gündeme getirmesi istenilen sonucu vermeyebilir. 

Bir köşe yazarken daldan dala atlamak yerine hâkim olduğunuz konular üzerine yoğunlaşmanız okuyucunuz ile sizin aranızda ki etkileşimi daha da artıracaktır. Bu durum okurların gözünde sizi daha iyi yerlere getirmeye bir başlangıç olacaktır. Yani eğer siyaset ile ilgileniyorsanız yalnızca siyasi konuları ele alın. Doktor kimliğinizle tutup siyaset yazarsanız bu hoş karşılanmaz.  

Kısa ve etkili yazılar ile sonuca ulaşmayı amaçlayın. Uzun metinlerin ilgi çekmediğini artık öğrenmeniz gerekiyor. Anlatımı kolay ve etkileyici kısa yazılar ile direkt sonuca ulaşmayı hedefleyin.
Eğer ki yazınız uzun olacaksa bunu parçalara ayırın. 1-2-3 ve devamı şeklinde sıralandırın. Yazıyı bitireceğiniz bölümler okuyucuda heyecan ve merak uyandırırsa ertesi gün tekrar kaldığı yerden devam etmek isteyecektir. Ara başlık kullanımlarını gözden kaçırmayın.  

Belirleyeceğiniz veya uzmanlaştığınız bir konuda gündemi takip etmeye çalışın. Eskimiş içeriklerin yerine güncel konuları ele alırsanız okunma oranınız artış gösterir. Örnek vermek gerekirse eğitim ile ilgili içerik üreten veya köşe yazan bir kişinin tutup da sağlık alanında yazıyor olması ideal bir sonuç olmayacaktır. 

Haftanın hangi günlerinde yazacağınıza karar verin. Bir yerel gazetede yazıyorsanız tercih günlerinizi pazartesi, Çarşamba ve Cuma günü olarak belirleyin. Pazartesi günü yerel gazetelerin en çok okunduğu gündür çünkü hafta sonu ya cumartesi ya Pazar günü bir günlük ara verilir. İnsanlar haftanın ilk iş gününde gazeteyi daha bi heyecanla okur. 

Mümkün olduğu kadar imla kurallarına özen gösterin. Bir sözlük edinmeyi unutmayın.
Reklam içerikli köşe yazıları var olan takipçilerinizi de kaçıracaktır. Dikkat edin. Sayfalarınızın linklerini sosyal medyada paylaşmaktan çekinmeyin.Son olarak köşe yazarlığının samimiyet içerisinde devam eden bir süreci beraberinde getireceğini unutmayın.  Köşenizde ne kadar samimi olursanız geri dönüşümler o denli güzel olacaktır. 

Yukarıda sıraladığım bu maddelere bakarak “Bu da neyin nesi” diyebilirsiniz. Sıraladığım maddeler emin olun ki bugüne kadar çalışmış olduğum köşe yazarlarının yapmış olduğu davranışlardan, takip ettiklerime kadar bire bir tecrübesini yaşadığım konuları oluşturuyor. Eğer köşe yazarlığı yapıyor ve daha geniş kitlelere ulaşmak istiyorsanız profesyonel anlamda danışmanlık hizmetinden faydalanabilirsiniz. eposta@suatduman.com adresinden veya sayfanın sağ yan tarafında bulunan iletişim formu ile bana ulaşabilir ve bu konuda size sunacağım çözüm noktalarını değerlendirebilirsiniz. Not: danışma ücrete tabidir.

1 Şubat 2017 Çarşamba

Gazetecilerin sosyal medya davranışları

BBC editörü Laura Kuenssberg’in geçtiğimiz günlerde “Erdoğan’ın altın sarayı” konulu attığı tweet, sosyal medyanın gazeteciler için ne kadar önemli olduğuna bir kez daha işaret etti. Laura Kuenssberg araştırmadan attığı tweetin kurbanı olurken bu konuyla ilgili tepkiler de hemen gösterilmeye başlandı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın atılan bu tweete tepki vererek BBC editörünün ifadelerini “Kalitesi düşük gazetecilik” olarak adlandırması, sosyal medyanın gazeteciler üzerinde ki etkilerine dikkat çekmiş oldu. Türkiye’de basın sektörünün içerisinde olan gazetecilerin çoğunluğu sosyal medyayı aktif olarak kullanıyor. Sosyal medya ile arası olmayan bir kesimse yine mesafeli durmaya gayret ediyor. Yukarıda en somut örneğinin de göz önüne alındığı böyle bir durumda gazeteciler sosyal medyada nasıl davranmalı sorusunun yanıtı da önem kazanıyor. 

Eğer bu mesleği icra ediyorsanız sosyal medyada da son derece dikkatli olunması gerekliliğinin farkına varmalısın. Bunun için bazı kıstasları değerlendirebilmeniz mümkün. Gazetecilerin sosyal medya davranışlarını sizler için oluşturmaya çalıştım. Burada yazanlar elbette ki aklıma gelenlerdir. Aklıma gelmeyen ve sizin eklemek istedikleriniz olursa zaten yorum ile bunları belirtebilirsiniz.
Davranışları maddeler halinde sıralayacak olursak; 

Sosyal medyayı kullanan bir gazetecinin çıkar ilişkisi olmalalı.  

Sosyal medya üzerinde yapılacak hatalardan unutmayın ki yine siz sorumlusunuz. Attığınız tweetlerin dahi 10 yıl sonrasını düşünmeli, istenmeyen durumlara karşı tedbir almalısınız. 

Zaman zaman sizi provoke edecek durumlarla karşılaşabilirsiniz. Gereksiz tartışmalardran uzak durmalı, TT olacağım diye girişimlerde bulunulmamalı ve Mizah duygunuz ön plana çıkarmalısınız. 

Eğer bir gazetede çalışıyorsan paylaştığın konular çalıştığın kurum ile ters düşmene sebep olabilir.
Gazetecinin tarafsız olduğunu unutmamalısınız. Taraf tutuyor hissi uyanırsa halkın size bakışı değişir.

Sosyal medyada ki her kişiyi ve bilgiyi doğru kabul etmeyin. Haberini yaptığınız kişi “Fake” hesap, bilgi ise çöp bilgi olabilir. Laura Kuenssberg’in “Erdoğan’ın altın sarayı” tanımlaması işte bu gruba girmektedir. 

Gerçek hayat her zaman sosyal medyadan daha önemlidir. Vaktiniz varsa arkadaşlarınızla bir çay içmek, sevdikleriniz veya ailenizle zaman geçirmek ilk önceliğiniz olmalıdır.